lgbt-eylemlerinin-ayolu-mhpyi-krize-sokmus--0507131200_l

Travesti mahkumların iğrenç bakışlarıyla karşılaşıyordum

Travesti mahkumların iğrenç bakışlarıyla karşılaşıyordum

Mektup yazmak da kabiliyet meselesi oğlum Osman! O mahur beste çalar Müjgan’la ben travesti ağlaşırız diyememek de topluma eziyet olmuş bu günlerde. Bana ne?
O, sevdiği kadına methiyeler dizerken, ben sana perişanlığımı söyleyemediğim için suçluyum. Korkağım be! Töre ayaklarına almışlar Ayzer’i içeriye. Henüz on sekiz yaşında beyaz tenli, nazif bir delikanlı…
Adam yaralamaktan girdim içeriye bir kadını azılı kocadan kurtarmak için elimin tersini kana buladığımdan adalete kurban verildim. Aymazlığım da çirkefliğim de o yıllardan miras bana. Haytayım nasıl olsa!
Ama güzel âşık oldum ha! Her türlü nefrete karşı onu korumak adına sırtımı siper olarak kullandım. Sırtına sulu boyadan bir cennet çizmek için uğraştım zira uğraştıysam da olmadı.
Sevdanın hiçbir halinden anlamadı.
Bir sabah girdi işte koğuştan. Başı öndeydi, suskundu biraz lakin işin aslı bu değildi! Sonradan gördüm dilindeki akrebi. Onun yüzünden dayak da yedim aç da düştüm hücrede.
Boş olan ranzaya uzandı. Yalnızdı. Kumaşı yırtık bavulundan iki-üç kitap çıkardı. Gayriihtiyarî gözlerime baktı ve “tanıdım seni” dedi. “Sen, babamın arkadaşı Bahra’sın.” Sonra da konuşmadı zaten. Çok garip bir oğlandı. Yüzü hapishane avlusu kadar soğuk ama bir o kadar da sahte travesti haberleri özgürlük kadar umut vaat ediciydi. Haftalarca doğru düzgün konuşmadığı olurdu. Bu durumun ardından ondan tek kelam duymayı bekler hale geldiğimi fark ederdim. O, dört duvar arasında gördüğüm tek altından Ay’dı.
“Ağladım göz yaşlarım döndü denize ben derdimi kimseye söyleyemedim.”
Söyleyemedim çünkü elimden nasıl izah edileceğini bilmediğim şeylerin içimde büyümesini hissetmekten başka hiçbir şey gelmiyordu. İlk kez aynadaki aksime âşık olmanın, bende yarattığı beceriksizliği utanarak yüzüne haykıramıyordum. Öyle kolay değildi Ayzer’in karşısına geçip bu travesti gece benimle aynı yatağı bölüş demek, ulan ekmek miydi, katık mıydı ki aşk masaya konulup istanbul travestileri yenilsin.
Zamanla şarkılar söylediğimizi fark ettim. Ben çaldım, o söyledi. Dudaklarının dizelere eşlik eden uyumuna hayranlık duydum..
Bir kez öptüm ya, oğlum Osman ibne deniyormuş bana. Ayzer sabaha kalmadan çağırdı travesti siteleri gardiyanı “alın beni bu sevicinin yanından” dedi. Nasıl sustuysam artık, iki gün hücrede kaldım, dayak yedim. Sülaleme küfrettiler.
Ayzer bana yapılanlara dayanamayıp “iftira attım” dedikten yıllar sonra iki bardak demli çayı karşılıklı koyunca muşamba masa örtümüzün kenarına, “yıkılmasın bu sevdamız” diyecektim. Mektup yazmayı da ondan öğrenecektim.
Büyüdüğünü görecektim; saçlarının kırlaştığını, sazı daha iyi konuşturduğunu… Vallahi Osman! Usturayı dayadığında gırtlağıma, aman çömezdir keser diye korkmayacaktım.
Millet, arka mahallelerde seviştiği kadınların eline para sayarken, töre kanunları kol gezerken üstünkörü, tüm bunların yanında yakışıksız kalan biz olacaktık. Ulan! En çok o okuyacaktı  travesti resimleri canıma.
Yine volta vakti Ayzer’le kısacık bir yolu ileri geri yürümek de güzel…
“Biliyor musun Bahra, burada intiharı yalnızca depresyona bağlıyorlar. Hemşireler saçma sapan sorularıyla canıma kıyıp kıymayacağımla ilgili fikir ayrıcalığına düşmekten korkuyor. O halleri beni yalnızca güldürüyor. Oysa halimden memnunum, ömrümün sonuna kadar kitaplardaki hayatları yaşayabilirim.”
Geçen senelerde onun konuşmaları artıyor, benimkiler tükeniyordu. Çünkü, Ayzer’e bakmak yaşlanan bedenime iyi geliyordu.Kendimi genç hissediyordum. O, bi nevi ilaç gibiydi.
Yemeklere katılan şap var ya hani, hapishane müdürünün küfürleriyle mahkûmları ezip geçmesi kadar küçük düşürücü olamazdı veyahut bilinenin aksine burada kimse bacak arasından sarkanla ilgilenecek kadar boş zamana da sahip değildi.
Aramızda olanlar koğuş kalabalıklaştıkça yok olup gitti. Halen diğer mahkûmların aşağılayıcı iğrenç bakışlarıyla karşılaşıyordum. Ayzer’le satranç oynamamız bile birilerinin gözüne batmaya yetiyordu. Onlar televizyonun karşısında dalıp giderken, ranzamda Küçük Prens’e bir şehir kuruyordum. Ayzer, her şeyin başına yakışıyordu. Alıyordum altın rengi Ay’ı baş tacı ediyordum.
Kimsenin ilgisini çekmediğimiz vakitlerde dokunuyorduk birbirimize. Uğruna tecavüze uğrama ihtimaline karşı elime tutuşturulan rapora bile eyvallah diyordum. Diyelim ki seviciyim; kim yaklaşır bana? Bu ne için? deyip duruyordum. Osman, Ayzer kapıdan içeri girip ranzalara dokunup dolaştığında, yarım saatlik avlu havası gibi bir huzur dolardı yüreğime. Bir insan, milyonlarca sevinci ekerdi içime. O benim minberimdi.
“Buradan çıktığımda yaşadığımız yakınlaşmaları unut!” diyordu. Ona göre aşk, yakınlaşmaydı.
“Bağıra bağıra yazdım seni içime” derken bir diğerinin sağır kalmasıydı. Burada olmasaydı Osman, belki başka bir yerde bulsaydım onu. Dışarı çıktığımda anladım ki, bir kez olsun yüzünü güldürebilmek, kurşunlara gelirken arka mahallede çok zordu.travesti magazin

dora_eylemi_ankara1 (1)

Travesti savaşmassak yavaş yavaş eziliriz

Travesti savaşmassak yavaş yavaş eziliriz

Ölümlerin ardından umut yeşertebilmek bir beceridir, öfkenizi olumlu bir eyleme travesti dönüştürmeniz gerekir. Yitirilenlerin ardından ağıt yakmak ve yitirilmek üzere olanlara veda sözcükleri dökmek aynı acıların defalarca yaşanmasından başka bir sonuç vermez size. Aksi takdirde süregiden bir döngü altında siz ve sevdikleriniz yavaş yavaş ezilir ve yok olursunuz. Ancak umudunuzu yeşertirken o umudun önceden öldürülmüş olduğunu unutmamanız son derece önemli. Yoksa öfkenizin kaynağını unutursunuz, yitirilenlerin neden yitirildiğini anlamanız güçleşir. Evet, çok konuşuluyor bu aralar, benim de sesim eksik olmasın dedim. travestiler den konuşalım biraz, hep yitirdiğimiz ve yitirmek üzere bekleyişte olduklarımız hani.
Bu acıyı kendilerinden daha iyi anlayanlar yok aslında, değil mi… Yarın başına ne geleceğini bilemeden yaşamak, yaşamak ama nasıl yaşamak, uzaktakilerin abarttıkları o koca dünyasında var olmayan bir sorun. Ancak mesele şu ki daha fazla yitirmek istemiyorsak, bizim bir şeyleri değiştirmemiz gerek!

Ölümü yaşama dönüştürmenin çaresi eyleme geçmektir, bilinçlendirmek ve değişime zemin hazırlamaktır. Sürekli bir yitirişi bekleyen, ölümlerle mücadelesini besleyenleri bir kenara bırakın, bizim görevimiz yaşamı olumlu kılmak, yaşatmak! Bu yüzden değil miydi “nefrete inat yaşasın hayat!” demelerimiz? Ancak olumlu adım derken bir şeyler mi göz ardı ediliyor bilmek istiyorum. Zira burada “olumlu adım” tanımı herkese göre değişebilir. Olumlu düşünülen adımları göz önünde bulundurarak bir soru sormak istiyorum, öldürüldüğümüzü unutarak yaşama ve yaşatma bilincimizi nereye kadar sürdürebiliriz? Ortada şöyle bir sorunumuz var, sürekli vahlanma halinde ölümlerin artmasını mı bekleyeceğiz, yoksa görünürlüğümüzü artırmak adına ölümleri yok sayan eylemlerde mi bulunacağız? Dengeyi sağlayabilmek, eylemi doğru gerçekleştirmek ve odağı saptırmamak bu konuda önemli. Eğer konu katledilmekse, güvencesiz yaşamaksa, baba adaletinden kaçmaksa bunu ne ağlayarak, ne de hiçbir şey travesti haberleri olmamış gibi davranarak değiştirebiliriz.

Evet, şunu söylemek önemli, trans bireyleri anma gününde sanki hiçbir trans birey öldürülmüyormuşçasına, sanki orda gördüğümüz o insanlar günlük hayatlarında bin bir türlü zorlukla karşılaşmıyormuşçasına defile gerçekleştirmek hiçbir şey olmamış gibi davranmaktı, ölümü yok sayan bir eyleme ortak olmaktı. Bireyleri travesti anma gününde defile düzenlemek katilleri istanbul travestileri yok saymaktı, bunca acıyı çektirenlerin ekmeğine yağ sürmekti, adeta asıl sorunları görmemek için gözleri kapatmaktı! Defilede heyecanını bastıramayan travesti arkadaşlarımız ertesi gün katledilme kaygısından kurtulabildi mi? Öldürülen arkadaşlarımızın hesabını neden hiçbirimiz soramadık, neden daha fazla ölümün olmaması için ses çıkarmak yerine defile düzenlemeyi tercih ettik.
Defile konusu kendi başına tartışmalı bir konu ve başka bir bağlamda üstüne düşülebilir. Zira benim burada eleştirdiğim defilenin kendisinden ziyade anma gününde bir defilenin gerçekleştirilmesi. Belki bu etkinlik 20 Kasım’da değil de 21 Kasım’da gerçekleştirilse bu kadar üzmezdi beni. Defile değil de ne olsun, bunun kararını tek başıma veremem, bu konu hakkında derin tartışmalara ve bir eylem planına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İsterdim ki öfkelerimiz sel olsun, katledenleri korkutacak gücü birbirimizde bulabilelim. Arkadaşlarımızı öldürenlere, bizleri böylesine bir yaşama itenlere kendimizi gösterelim. Dilerdim ki 20 Kasım’da katillerden hesap sorabilseydik, bir daha yitirilmemek adına bir arada bulunabilseydik. Olmadı. Şimdi katilin ta kendisi olan sistemi besleyerek, sistemin gerektirdiği gibi eylemde bulunarak hangi acıyı örtebiliriz, katledilen hangi arkadaşımızı yaşatabiliriz… Hani bizim inadımız, yaşatamadık ki.travesti siteleri

0000000

Travesti eşitlik anlayışının ihlal edildiğine inanmaktayız

Travesti eşitlik anlayışının ihlal edildiğine inanmaktayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Temmuz 2010’da ilk defa dile getirdiği kadınla travesti erkeğin hiçbir şekilde eşit olamayacağı söylemini bugün bir kez daha tekrar etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemi, Türkiye’nin de imza attığı birçok uluslararası sözleşmede yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine karşı çıkmaktadır.
Zaten Dünya Ekonomik Forumu’nun Cinsiyet Eşitsizliği Raporuna göre 142 ülke arasında en sonlarda, 125. sırada olan Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemiyle cinsiyet eşitliğini sağlamak konusunda bir politika uygulamayacağını Cumhurbaşkanı’nın ağzından beyan etmiş oldu. Türkiye Anayasası’nın 10. Maddesi diyor ki, “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan bu söylemi ile Türkiye Anayasası’nı da ihlal etmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü beyanatları Türkiye’de on yıllardır toplumsal cinsiyet eşitliği için çaba gösteren kadın hareketinin tüm kazanımlarını yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu söylem ayrıca uluslararası insan hakları rejimleri çerçevesinde oluşturulmuş, Türkiye’nin de imzacısı olduğu ve Türkiye Anayasası’nın 90. Maddesi uyarınca kanun hükmünde olan, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşme’ne aykırıdır. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın bu beyanı Türkiye’nin de taraf olduğu 1995 Pekin Deklarasyonu, Pekin +5, Pekin +10, Pekin +15 ve bunlara ilişkin tüm BM Kadının istanbul travestileri Statüsü Komisyonu (CSW) kararlarına da aykırı bir beyandır.
25 Kasım travesti Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde günde üç kadın öldürülürken eşitlik  olmadan adaletin mümkün olmadığını hatırlatıyoruz. Son yıllarda %1400 artan kadına yönelik şiddetin önemli bir nedeninin evrensel eşitlik anlayışının bu şekilde reddedilmesi olduğuna tanığız.
Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak eşitlikten ödün vermeyeceğimizi ve eşitliğin bir pazarlık malzemesi değil, demokratik ve evrensel bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve kadınların neredeyse 100 yıl önce kazandıkları haklarını geri alma hamlesi olarak gördüğümüz bu yaklaşımı kabul etmediğimizi belirtiyoruz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir” ifadelerini içeren açıklamasına tepkiler büyüyor.
Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nin öncülüğünde kadın ve LGBTİ örgütleri; Erdoğan’ın cinsiyetçi ifadelerine karşı yazılı bir açıklama yayınladı, “Fıtrat değil Anayasa: Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir” dedi.
Aralarında birçok derneğin de olduğu oluşumların açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söyleminin, Türkiye’nin de imza attığı birçok uluslararası sözleşmede yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine karşı çıktığı vurgulandı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, Temmuz 2010’da ilk defa dile getirdiği kadınla erkeğin hiçbir şekilde eşit olamayacağı söylemini bugün bir kez daha tekrar etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemi, Türkiye’nin de imza attığı birçok uluslararası sözleşmede yer alan toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine karşı çıkmaktadır.
“Zaten Dünya Ekonomik Forumu’nun Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre 142 ülke arasında en sonlarda, 125. sırada olan Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu söylemiyle cinsiyet eşitliğini sağlamak konusunda bir politika uygulamayacağını Cumhurbaşkanı’nın ağzından beyan etmiş oldu. Türkiye Anayasası’nın 10. Maddesi diyor ki, “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan bu söylemi ile Türkiye Anayasası’nı da ihlal etmektedir.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü beyanatları Türkiye’de on yıllardır toplumsal cinsiyet travesti siteleri eşitliği için çaba gösteren kadın hareketinin tüm kazanımlarını yok etmeyi amaçlamaktadır.
100 yıl önce kazanılan hakların geri alınması kabul edilemez!
“Bu söylem ayrıca uluslararası insan hakları rejimleri çerçevesinde oluşturulmuş, Türkiye’nin de imzacısı olduğu ve Türkiye Anayasası’nın 90. Maddesi uyarınca kanun hükmünde olan, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşmesi’ne aykırıdır. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın bu beyanı Türkiye’nin de taraf olduğu 1995 Pekin Deklarasyonu, Pekin +5, Pekin +10, Pekin +15 ve bunlara ilişkin tüm BM Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) kararlarına da aykırı bir travesti  beyandır.
“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde günde üç kadın öldürülürken eşitlik olmadan adaletin mümkün olmadığını hatırlatıyoruz. Son yıllarda %1400 artan kadına yönelik şiddetin önemli bir nedeninin evrensel eşitlik anlayışının bu şekilde reddedilmesi olduğuna inanmaktayız.
“Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak eşitlikten ödün vermeyeceğimizi ve eşitliğin bir pazarlık malzemesi değil, demokratik ve evrensel bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve kadınların neredeyse 100 yıl önce kazandıkları haklarını geri alma hamlesi olarak gördüğümüz bu yaklaşımı kabul etmediğimizi belirtiyoruz.”  travesti magazin

000000ü

Travesti ve eşcinseller kuşatma altında

Travesti ve eşcinseller kuşatma altında
“Savaşa, IŞİD vahşetine, erkek egemenliğine, kadın katliamlarına, nefret cinayetlerine karşı travesti yürüyoruz” diyen kadınlar yürüyüş boyunca sık sık sloganlar attı.
Yürüyüşe lezbiyenler “Lezbiyenler savaşa karşı” pankartı ve savaş karşıtı, toplumsal barış vurgusu yapan dövizleriyle katıldılar. Eşcinsel, biseksüel, trans kadınların da katıldığı mitingde açıklamayı KESK Eş Başkanı Şaziye Köse gerçekleştirdi.
Rojavalı kadınlarla dayanışma çağrısı
Şaziye Köse yaptığı açıklamada “Biz ‘kadın, yaşam, özgürlük’ diyerek direndikçe; egemenler savaş, yok ediş ve ölümde ısrar ediyor. Erkek devletlerin emperyalist hevesleriyle, IŞİD katillerince kadınlar için bir ölüm coğrafyasına çevrilen Ortadoğu’da olduğu gibi, Türkiye’de de kadınlara yönelik adı konulmamış bir savaş yürütülüyor” diyerek tüm kadınları Rojavalı kadınlarla dayanışmaya çağırdı.
AKP Hükümeti’nin şiddete karşı gerekli önlemleri almayarak kadın düşmanlığını desteklediğini belirten Köse İstanbul Sözleşmesi’ ne taraf olunduğuna ve uygulanmadığına, kadına yönelik şiddette oranların artmasına, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına, kadın bedeni üzerinde ki tahakküme ve kadınların aile içine hapsedilmesine değinerek hükümeti eleştirdi.
LGBTİ’ler kuşatma altında!
Köse sözlerine şöyle devam etti: “Farklılıklara karşı öfkenin, yok saymanın, şiddetin hüküm sürdüğü bu topraklarda; lezbiyenler, translar, geyler, biseksüeller ve interseklerin yaşamları da adeta bir kuşatma altında! Translara yönelik nefret cinayetleri artarak sürüyor, LGBTİ’ler ayrımcılığa maruz kalıyor, intihara sürükleniyor, cezaevlerinden okullara, iş yerlerinden sokaklara her yerde şiddetin çeşitli biçimleriyle karşılaşıyor. Devlet, polis, yargı, medya hepsi LGBTİ’lere yönelik şiddetin hem uygulayıcısı, üreticisi hem de destekleyicisi haline geliyor.
“Seks işçiliğine suç muamelesi yapan yasalar nedeniyle seks işçilerinin hayatı harcanabilir ve değersiz gösteriliyor. Seks işçileri şiddet, baskı ve tehdide devlet eliyle de açık bırakılıyor.
“Heteroseksist bir çizgiyle keskinleştirilmiş ikili cinsiyet sistemi, erkek egemenliği ve kapitalizmle çevrelenmiş bu düzende, kadın ve LGB travesti siteleri İ mücadele tarihimiz bize gösteriyor ki; direnmekten başka yolumuz yok!”
Miting sırasında polisin yoğun güvenlik önlemleri ve çevredeki binalara yerleştirilen keskin nişancılar dikkat çekti. Mitingin sonunda alanda tüm kadınlar ele ele büyük bir çember oluşturarak barış halayı çektiler.
Ankara Kadın Dayanışması’nın talepleri ise şöyle:
Türkiye’nin farklı yerlerindeki kamplarda yaşayan kadınların ve çocukların özgül ihtiyaçlarına yönelik çalışma yapılmalı, bu ihtiyaçlar karşılanmalı ve güvenlikleri sağlanmalıdır.
Türkiye’ye sığınan savaş mağduru kadınlar için Türkiye hükümeti, kadın örgütlerinin tavsiyelerini alarak kadınları koruyucu ve güçlendirici bir politika oluşturmalıdır. Türkiye içerisinde her geçen gün artan kadın katliamlarına karşı acil önlemler almak için meclis olağanüstü toplanmalıdır. Türkiye’de bulunan tüm sığınmacı, mülteci kadınların ülke içerisinde güvenli yaşamlarını sağlamalıdır. Kadın pazarlarından tecavüze kadar kadınlara yönelik şiddeti uygulayanlar için keskin yaptırımlarda bulunulmalıdır.
Ağustos ayında yürürlüğe giren ve kadına yönelik şiddet ile ilgili en kapsayıcı ve etkin sözleşme olana İstanbul Sözleşmesinin gerektirdiği yükümlülüklerin derhal yerine getirilmesini, bu sözleşmenin yargı makamları ile idari merciler tarafından uygulanmasının sağlanmasını,
Başta cinsel şiddet olmak üzere kadınlara yönelik şiddetin önlenmesinde şiddete uğrayanların haklarını esas alan politikalar üretilmesini,
6284 sayılı AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNUN göstermelik olarak değil etkin biçimde uygulanmasını,
Sığınak sayısının arttırılmasını ve kadınlar için çocuklarıyla birlikte yaşanabilir yerler hale getirilmesini,
Şiddete uğrayan kadınların rehabilitasyon süreçlerini de içerecek şekilde onarım ve destek hizmetlerinden ücretsiz yararlandırılmasını ve iş, barınma, kreş gibi ihtiyaçlarının kamu tarafından karşılanmasını,
Hakikatleri yansıtan bir Nefret Suçu yasası
Kadın cinayetlerinde haksız tahrik indirimlerinin uygulanmasını önleme yönünde yasal düzenleme yapılmasını ve namus bahanesiyle öldürülmenin töre saiki gibi ağırlaştırıcı neden sayılmasını,
Türkiye’de nefret suçu istanbul travestileri  mağdurlarını korumayan göstermelik Nefret Suçu yasası yerine LGB travesti İ’leri ve hakim etnisiteden farklı etnik kimliğe sahip olanları koruyacak hakikati yansıtan bir Nefret Suçu yasasının yapılmasını,
Kabahatler Kanunu kaldırılsın!
Trans kadınları yoksulluğun şiddetine mahkum eden Kabahatler Kanunu’nun kaldırılmasını, trans bireylerin ayrımcılık nedeniyle mahrum kaldıkları eğitim, çalışma, sağlık gibi haklarının güvence altına alınmasını,
Nefret cinayeti ve kadın cinayeti davalarında haksız tahrik indirimi uygulaması kaldırılmasını,
Seks işçilerinin güvenli çalışma koşullarına ve bütün işçiler için arzulanan sosyal güvence ve haklara kavuşturulmasını
Kadınlar için güvenli, ankara travestileri güvenceli, tam zamanlı iş imkanlarının yaratılmasını, iş cinayetlerine karşı etkin önlemlerin alınmasını,
Çocuklar için ücretsiz kreşlerin açılmasını,
Kadınların günün her saatinde güvenle yaşayabileceği, ulaşım hakkının gasp edilmediği aydınlık ve yeşil kentler,
IŞİD’e verilen destek kesilmeli!
Kadın düşmanı IŞİD’e verilen gizli ya da açık tüm desteğin kesilmesini
Kobane başta olmak üzere tüm Rojava için güvenli ve sürekli, koşulsuz ve şartsız yaşam koridorunun açılmasını Rojava’ya yönelik ekonomik yalnızlaştırma politikalarına son verilerek Islahiye Sınır Kapısı’nın açılmasını
Yeniden kardeşleşmenin elzem olduğu bu süreçte, Türkiye hükümetinin savaştan kaçan sığınmacıları mülteci statüsüne almasını ve sosyal ve ekonomik, insani koşullar oluşturmak için harekete geçmesini talep ediliyor.blog travesti

000000

Travesti sağlık hizmetleri de yetersiz

Travesti sağlık hizmetleri de yetersiz

Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Cinsel Eğitim Tedavi Ve Araştırma Derneği, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü için ortak bir açıklama yaptı.

Transeksüaliteyle ilgili bilimsel ve hukuki bilgilerin aktarıldığı açıklamada “Trans bireylerin yaşadıkları toplumsal, hukuksal ve politik ayrımcılık sadece psikiyatrinin değil sosyal bilimlerin de konusudur. Bu konuda yapılabilecek çok disiplinli çalışmaların, transseksüel bireylerin sorunlarına çözüm bulunmasında ve transfobinin ortadan kaldırılmasında rehber olacağını düşünüyoruz” denildi.

Açıklamada yasal düzlemde trans bireyler için hak ihlali olan fertilite şartının kalkması, nefret söylemlerinin ve suçlarının haksız tahrik indirimleri ile ödüllendirilmesi yerine cezaların ağırlaştırılarak caydırıcılık kazanması, sağlık alanında travestiler in ihtiyaçlarını sağlayabilecek yeterlilikte trans pozitif sağlık hizmet alanlarının desteklenmesi, trans bireylerin eşit vatandaşlık haklarına sahip olmaları ve devlet temelli ayrımcılığa son verilmesini istendi.

Sekiz yılda nefret cinayetlerinde 36 travesti öldürüldü

Sağlık örgütlerinin ortak açıklamasında Türkiye’de son sekiz yılda nefret cinayetlerinde 36 trans bireyin öldürüldüğünü hatırlatırken, medyanın sorumluluklarında vurgu yapıldı.

“Medyada istanbul travestileri  yönelik marjinal yaftalamaların engellenmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılması, hem geleneksel cinsel kimlik  travesti  esnekleşmesine ve transseksüalitenin toplum gözünde normalleşmesine, hem  kendini tanıma ve adlandırma sürecinde olan ve yardım arayan travesti  bireylerin içselleştirdikleri olumsuz yaftalarla kendilerinden utanmalarını engellemeye, hatta doğru tedavi merkezlerine yönlenmelerine yardımcı olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

“Cinsiyet kimliğinin gizlenmesi sağlıklı bir yaşam değil”

Transeksüalitenin “Kişinin kendi bedensel cinsiyetinden hoşnut olmaması, karşı cinsin ankara travestileri bedenine sahip olma ve toplumda karşı cinsten birisi olarak kabul görme isteği, bu isteğin yaşamın her alanında sürekli olması ve buna cinsiyet kimliği sıkıntısının eşlik etmesi” olarak tanımlandığı açıklamada trans bireylere yönelik ayrımcı söyleme dikkat çekildi:

“Cinsiyet kimliğimiz, yani bedenimizi ve benliğimizi bir cinsiyet üzerinde algılayışımız, seçim yaparak karar verebileceğimiz, dolayısı ile değiştirebileceğimiz bir özellik değildir. Cinsiyet kimliği, kişinin öznel kimliğinin bir parçası olduğu için transseksüellik de tam zamanlı, yaşamın özel ve kamusal alanlarını kapsayan, bir kimlik ve varoluş biçimidir. Herhangi bir kişinin cinsiyet kimliğini veya cinsel yönelimini gizleyerek sağlıklı bir yaşam sürebilmesi gerçekçi değildir.”

Sağlık hizmetleri yetersiz

Cinsiyet geçişi ameliyatı olmak isteyenlerin “üreme yeteneğinden kalıcı olarak yoksun travesti siteleri olması” şartının bilimsel hiçbir geçerliliği olmadığı belirtilirken, sağlık hizmetlerinde süren ayrımcılıklara da değinildi:

“Toplumsal hayatın her alanında travmatize edilen, yok sayılan trans bireyler, pek çok devlet hastanesinde cinsiyet dönüşümü sürecinde hormon ve cerrahi tedavileri için genel sağlık sigortalarından yararlanamamakta, trans bireylerin ihtiyaç duydukları bakım hizmetleri konusunda psikiyatri, endokrinoloji, üroloji, jinekoloji ve tedavi sonrasında izlemlerini yapacak aile hekimliği alanlarında yeterli donanıma sahip uzman personelin kısıtlı olması gibi nedenlerle sağlık hizmetlerine erişim konusunda da zorluk yaşamakta ve hak ihlallerine maruz kalmaktadırlar.” blog travesti

00000

Travesti misafirhane dayanışması için podyumlarda

Travesti misafirhane dayanışması için podyumlarda

Travesti Misafirhanesi ile dayanışmak için, ilki gerçekleşecek travesti  ve gey defilesinin son provası bugün yapıldı. Modeller podyumu sallamaya hazır: Dik yürü, dön, bravo!
Modeller kıyafetlerini giyerken arkadaşlarına yardım ediyor
Dünya çapında nefret suçu mağduru transları anmak için çeşitli etkinliklerin yapıldığı 20 Kasım, bu yıl İstanbul’da bir ilke sahne olacak. Trans kadınlar ve geyler büyük bir yardımlaşma defilesiyle hem yaşamını yitiren trans kadınları anacak; hem de geçtiğimiz yıl Şubat ayında açılan Trans Misafirhanesi ile dayanışacak.
Bu büyük defileye aylardır hazırlanan istanbul travestileri son provası bugün Onİstanbul’da gerçekleşti. 45 travesti ve gey model kıyafetleri denedi, “kader anı” olarak gördükleri defile günü öncesinde hazırlıklarını tamamladı.
Hürrem Sultan da modeller arasında
“Dik yürü, geri dön, evet bravo!”
Provalardaki en yoğun duygu heyecan. Modeller bir yandan kıyafetleri deniyor; bir yandan da heyecanlarını gidermek için birbirleriyle şakalaşıyor. Defilenin sanat yönetmeni Ebru Tozbey’in yönetimiyle işler büyük bir profesyonellikle ilerliyor.
Daha önce çeşitli güzellik yarışmalarının ve defilelerin sanat yönetmenliğini de üstlenen Tozbey deyim yerindeyse modelleri “sınırlarının ötesine kadar” zorluyor. Mekandaki gülüşmelere Tozbey’in “Dik yürü. Güzel. Şimdi dön. Evet, topla eteğini. Bravo. Sıradaki niye ankara travestileri geç kaldı. Evet sen, dik yürü…” sözleri eşlik ediyor.
Hayatta olduğu gibi podyumda da dik durmak…
Tozbey, birçok farklı işte çalışmasına rağmen bu defilede özellikle yer almak istediğini söylüyor. Sebebi ise Tozbey’in ifadesiyle şöyle:
“Ben her şeyden önce onların yüreğini çok sevdim. Defilede de onların hayattaki onurlu ve gururlu duruşlarını yansıtmaya çalışıyoruz. Hayatta olduğu gibi podyumda da dik dursunlar, izleyiciye böyle bir görüntü sunsunlar diye uğraşıyorum.”
Provalara basının ilgisi yoğundu
Dört bir yandan model ve modacılar defilede
Defile için Türkiye’nin dört bir yanından ve yurtdışından onlarca model İstanbul’da buluştu. Modeller ilk kıyafetlerini kendi paralarıyla kendileri dikmişler. Diğer kıyafetler için yine ülkenin dört bir yanından modacılar çalışmış. Gelemeyen modacılar ise kıyafetlerini bağışlamış.
Kıyafetlerde de büyük bir çeşitlilik göze çarpıyor. Bir bakıyorsunuz podyumda işlemeli ve taşlı kıyafetiyle Hürrem Sultan yürüyor; bir bakıyorsunuz mini, tüylü, beyaz elbisesi ve travesti haberleri kanatlarıyla bir melek sizi selamlamış.
Nefret suçu mağduru translar da anılacak
Kızlar önde prova alırken; sahne gerisinde de dans çalışmaları ve gecenin sürpriz gösterisinin hazırlıkları sürüyor. Yarın gerçekleşecek defilenin en büyük sürprizlerinden birisi 20 Kasım’ın ruhuna yaraşır bir şekilde anma performansı olacak. Performansın detaylarının basına yansımaması konusunda hummalı bir çalışma sürse de; beyazlar içindeki modeller; nefret cinayeti sonucu yaşamını yitiren trans kadınların fotoğraflarından oluşan bir fotoğrafı giyen bir travestiler nasıl bir performans olacağı konusunda birtakım ipuçları veriyor.
Defilenin mimarlarından Öykü Ay, heyecanlı bir şekilde sürekli bir yerlere koşturuyor. Azıcık dinlenmek için oturduğunda ise; basın hemen başına üşüşüyor. Şimdiye kadarki provalar basına kapalı bir şekilde yapılmış. Ancak son provada basının görüntü almasına izin veriliyor. Bütün kıyafetler sergilenmese de; modeller tanıtacakları ilk kıyafetlerle poz veriyor.
“Artık 3. sayfa haberi olmak istemiyoruz”
Bu dinlenmelerin birinde konuştuğumuz Öykü, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’ne denk gelmesinden ötürü çok heyecanlı. Etkinlik detaylarına ilişkin bilgi veriyor. Bir yandan da hep aynı mesajı yineliyor: “Yaşamak istiyoruz! Artık 3. sayfa, cinayet haberleri olmaktan çıkmamız lazım.” blog travesti

katolik-kilisesi-escinsellere-kucak-aciyor-4871313

Travesti bazı kardinaller tarafından ihanet olarak karşılandı

Travesti bazı kardinaller tarafından ihanet olarak karşılandı

 Geçtiğimiz hafta ailevi meselelere ilişkin doktrinleri tartışmak için olağanüstü toplanan Katolik Piskoposlar Sinodu’nun (Meclisi) ara raporunda, travesti ve eşcinsellere  yönelik yumuşak bir dil kullanıldı. Evlenmedikleri sürece eşcinsellere kucak açılması gerektiğinin belirtildiği rapor, “Kilise’de tsunami”, tutucu bazı kardinaller nezdinde ise “İhanet” olarak karşılandı.
Papa Francesco’nun çağrısı üzerine Vatikan’da 5 Ekim’de toplanan Ruhani Meclis, Katolik Kilisesi’nin 2 bin yıllık tarihinde ilk kez eşcinseller, nikahsız birlikte yaşayanlar, boşanmışlar ve laik evlilik yapanlara ilişkin ılımlı mesajlar verdi. Tarihinde 3’üncü kez olağanüstü toplanan ve 19 Ekim’de nihai bir raporla son bulacak olan Sinod’daki tartışmaların sonucu hazırlanan ve doktrinel değişimin işareti olmasa da ‘yeni bir dil’ içeren ara rapor, Genel Raportör Kardinal Peter Erdö tarafından okundu.
1 milyar 200 milyon inananı bulunan Katolik Kilisesi’nin uzun yıllar vizyonunu belirleyecek olan Sinod’dan asıl reform beklentisi, boşanmışların yeniden kiliseye kabulü idi. Buna karşın, şaşırtıcı bir şekilde eşcinsellere yönelik ‘açılım’ yapılması, ‘tsunami’ olarak yorumlandı.
EŞCİNSELLERİ KUCAKLAMAK
Eşcinsel evliliklere net bir biçimde karşı çıkılsa da rapor, Papa Francesco’nun, geçen yıl göreve gelmesinden yaklaşık 4 ay sonra, “Ben kimim ki travesti haberleri  eşcinselleri yargılayayım” açıklamasıyla örtüşür ifadeler içerdi. 12 sayfalık raporun “Eşcinselleri kucaklamak” başlıklı bölümünde, “Eşcinsel kişiler, Hristiyan toplumuna katkıda bulunacak yetenek ve kaliteye sahiptir. Peki Kilise, bu insanları kucaklayabilecek mi? Cemaatlerimizde onlara kardeşçe bir yer travesti siteleri açabilecek miyiz?” denildi.
Eşcinseller arasındaki evliliğin, bir kadın ve erkek arasındakiyle denk tutulamaz olduğu da vurgulanırken, Katolikliğin öngördüğü aile ve evlilik öğretilerinden ödün vermeden, bu kişilere ve nikahsız beraber yaşayanlara ‘temkinli’, travesti ancak ılımlı yaklaşılması gerektiğinin altı çizildi. istanbul travestileri Raporda ayrıca, boşanmışlar, ayrı yaşayan çiftler, yeninden evlenememişler ve boşanıp evlenenler, “yaralı aileler” olarak tanımlanırken, onların iyileştirilmesi gerektiği de vurgulandı.
MANİPÜLASYON VE SANSÜR İSYANI
Öte yandan, hararetli tartışmaların süregeldiği meclise katılan Kardinal Vingt-Trois Burke, burada ele alınanların manipüle edilerek kamuoyuna aktarıldığını öne sürerken, “O halde burada tüm konuşulanların tam metnini biz kamuoyuyla paylaşırız” tehdidinde bulundu. İnanç Doktrini Kongregasyonu Başkanı Kardinal Gerhard Müller ise, burada konuşulanların tüm Katolikleri ilgilendirmesine rağmen sadece kabataslak bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasına isyan ederek, “Bütün Hristiyanların, piskoposlarının yaptığı konuşmalardan haberdar olmaya hakkı var” ifadeleriyle Vatikan’ın tutumunu eleştirmişti.blog travesti

111

Travesti , meclisin vizesi ahlaksız diye tabir edildi

Travesti , meclisin vizesi ahlaksız diye tabir edildi

Meclis’te ise travesti ve eşcinselleri savunacak vekil aranıyor..Milletin meclisinde gündeme gelen konulara bakar mısınız? AB, cinsel sapkın ve sapıkların korunması için Tiran’da yapılacak zirveye milletin vekillerini istiyor… Bu yazılı talep Meclis’te yazışmalara dökülüp, “tasvibe” sunuluyor. Bu “Ahlaksız teklif” ne bu millete ne de bu milletin meclisine yakışmıyor. Cenab-ı Allah’ın lanet ettiği, kavimlerin helak olduğu nahoş bir durumla ilgili AB seminerinde Türkiye’nin temsil edilmesi talebinin tutanaklara geçmesi bile bu necip millete ve inancına yapılacak büyük bir hakaret hükmündedir. Meclis’in manevi şahsiyetine ve saygınlığına gölge düşüren bu hususu hangi iman ehli “tasvip” edebilir. Maalesef oylama yapılmış ve belki de bu oylamanın ne anlama geldiğini bile düşünmeden eller “kabul” için kalkabilmiş…blog travesti
İşte hedefinizdeki ab…
Türkiye’de iktidar, AB Hedefi ve AB Bakanlığı diye gayretli çalışmalar yapadursun, AB ise eşcilsel hakları için bastırıyor. Meclis de AB’nin ahlâksızlığı yayma çalışmalarına alet olarak konuyu Genel Kurul’da oylayarak bir skandala imza attı. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da 21 Kasım tarihinde yapılacak olan LGBTİ seminerine Meclis destek verecek. “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (yani sapkın grupların) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” adlı seminere milletvekili düzeyinde katılımın olması için TBMM Genel Kurulu’nda oylama yapıldı. Meclis şimdi ahlaksızlık için Türkiye’yi temsil edecek milletvekili arıyor.
Al muhalefeti vur iktidara!
travesti Eşcinsel hakları (LGB istanbul travestileri İ) savunma seminerine katılım için TBMM’de oylama noktasına vardı. Söz konusu grupların “haklarını” savunmak konusunda birbiriyle yarışan Meclis içi muhalefet, daha önce Meclis’e “eşcinsel komisyonu kurulsun” önerisinde bulunmuşlardı. İktidar AB Uyum Kanunları, AB Müzakereleri gerekçesiyle sapkınlığın yaygınlaşmasının önünü açarken, Mayıs ayı içerisinde CHP Milletvekili Binnaz Toprak, LGBTİ bireyleriyle ilgili araştırma komisyonu kurulması için önerge vermiş, HDP’li Ertuğrul Kürkçü de destek çıkmıştı. Geçtiğimiz 30 Mart seçimlerinde HDP, birçok eşcinseli il ve ilçe meclis üyelerine aday göstermişti. CHP’li bazı vekiller de eşcinsel eylemlerine destek vererek, bu durumun normal olduğunu halka anlatmaya çalışmıştı.
Türkiye’de iktidar, AB Hedefi ve AB Bakanlığı diye gayretli çalışmalar yapadursun, AB ise eşcinsel hakları için bastırıyor. Meclis’te AB’nin ahlaksızlığı yayma çalışmalarına alet olarak konuyu Genel Kurul’da oylayarak bir skandala imza attı. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da 21 Kasım tarihinde yapılacak olan LGBTİ seminerine Meclis destek verecek.
“Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” adlı seminere milletvekili düzeyinde katılımın olması için TBMM Genel Kurulu’nda oylama yapıldı. Meclis şimdi ahlaksızlık için Türkiye’yi temsil edecek milletvekili arıyor.
Türkiye’nin Batılılaşma hedefi ve yarım asırlık Avrupa Birliği’ne üyelik hedef, tutku ve süreci Müslüman Türk toplum yapısını dinamitleyecek noktaya varıyor. Tamamı Hıristiyan ülkelerin tabii, doğal bir Birliği olarak Avrupa Birliği (AB), Selçuklu ve Osmanlı tarihinden dolayı İslam dünyasına öncü ve liderlik potansiyeli taşıyan tek Müslüman ülkesi Türkiye’yi yarım asırdır kapısında tutarken, diğer yandan da ülkede ahlaksızlığın yaygınlaşması için İktidara ve Meclis’e bastırıyor. AB’nin ahlaksızlığı yayma ve savunma çalışmalarına Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de alet oldu. Avrupa Parlamentosu Katılım Öncesi Eylem Birimi tarafından 21 Kasım’da Arnavutluk’ta yapılacak olan “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTİ (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) dahil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” konulu seminerde TBMM de temsil edilecek. Meclis şimdi ahlaksızlık için Türkiye’yi temsil edecek milletvekili arıyor.
Başörtüsüne hayır diyen ab, ‘eşcinsel haklarında’ şahin!
İnanç ve ibadet özgürlüğü, başörtüsü, çalışma hayatındaki haksızlıklar konusunda sade suya tirit açıklamalar yapan AB ülkeleri, sıra Türkiye’de aileyi, neslin korunmasını ve dini ve ahlaki değerleri yok etme ve sözde “eşcinsellik haklarına” gelince aslan kesiliyor. İfsat faaliyetlerinde AB Kriterlerini Türkiye’nin önüne koyan Batılı ülkeler, “LGBTİ üyelerinin haklarına sahip çıkılmıyor” baskısında başarıya ulaşmış görünüyor. Avrupa asimile ediyor, entengre ediyor, sonunda da oriente ediyor. Yani içine aldığı toplumu kimyavi kavramlarla başkalaştırıyor. Hatırlanacağı gibi AB’nin 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu’nda LGBTİ haklarına geniş yer verilmişti. Raporda, ‘işlenen suçların cezasız kalması’, ‘nefret cinayetlerinin faillerinin ceza indirimlerinden yararlanması’, ‘cinsel yönelimi nedeniyle işten atılan kamu görevlileri’, ‘trans geçiş sürecinde yaşatılan ihlaller’ ve ‘ayrımcılığa karşı hiçbir yasal ve politik korumanın olmaması’ konuları altında Türkiye ağır bir dille eleştirilmiş ve bu konularda çalışma yapması istenmişti. Vatandaşların birçok sorunu varken AB’nin LGBTİ üyelerinin haklarını cansiperane savunması dikkat çekmişti. AB, Türkiye’de eşcinsellere karşı işlenen suçların cezasız kaldığını iddia ederek, bu alanda da gerekenlerin yapılmasını istemişti. Ayrıca AB, Avrupa ülkelerindeki benzer uygulamaların Türkiye’ye entegre edilmesini belirterek, LGBTİ üyelerine normal vatandaşlarda olmayan geniş haklar verilmesini talep etmişti.
Meclis, meşru hale mi getiriyor?
TBMM Genel Kurulu’nda geçtiğimiz gün eşcinsellerle ilgili önemli bir karar alındı. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da 21 Kasım tarihinde yapılacak olan LGBTİ seminerine Meclis destek verecek. “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” adlı seminere milletvekili düzeyinde katılımın olması için TBMM Genel Kurulu’nda oylama yapıldı. Söz konusu seminere katılım milletvekillerinin oylarıyla kabul edilirken, ahlaksızlığa da Meclis’ten vize çıkmış oldu. Karar, “Ahlaksızlık Türkiye’de meşru hale getirildi” endişelerine yol açtı. Şimdi sözde “Eşcinsel Hakları Seminerine” katılacak vekiller aranıyor.
İktidar öncü, chp ve hdp memnun!
Milli Görüş iktidarları hariç, bundan önceki iktidar döneminde hız kazan, AKP iktidarları döneminde de “AB ile müzakereler başladı. AB’ye katıldık artık” diye Melih Gökçek öncülüğünde Kızılay’da havai fişeklerle kutlamalar yapılan, Ankara’nın her tarafına AB bayrağı asılan süreç, eşcinsel hakları (LGB travesti haberleri İ) savunma seminerine katılım için TBMM’de oylama noktasına vardı. Söz konusu grupların “Haklarını” savunmak konusunda birbiriyle yarışan CHP ve HDP, daha önce Meclis’e “eşcinsel komisyonu kurulsun” önerisinde bulunmuşlardı. Geçen yıl Mayıs ayı içerisinde CHP Milletvekili Binnaz Toprak, LGBTİ bireyleriyle ilgili araştırma komisyonu kurulması için önerge vermiş, HDP’li Ertuğrul Kürkçü de destek çıkmıştı. İktidar AB Uyum Kanunları, AB Müzakereleri gerekçesiyle sapkınlığın yaygınlaşmasının önünü açarken, muhalefet CHP ve HDP ise “Temel insan hakkı, bir yaşam biçimi tercihi” diyerek LGB travesti resimleri İ gruplarına her türlü desteği vermişti.  Geçtiğimiz 30 Mart seçimlerinde HDP, birçok eşcinseli il ve ilçe meclis üyelerine aday göstermişti. CHP’li bazı vekiller de eşcinsel eylemlerine destek vererek, bu durumun normal olduğunu halka anlatmaya çalışmıştı.
Demirel-Ecevit-Özal-Çiller-Yılmaz Ve Erdoğan
OYSA AB hedefi, yıllar önce Demirel Başkanlığı’ndaki Adalet Partisi Hükümetleri döneminde, “Avrupa Ortak Pazarı sadece bir ekonomik birliktir” şeklinde millete lanse edilmişti. Türkiye’nin Avrupa Ortak Pazarı’na giriş süreci Özal, Demirel, Yılmaz, Çiller ve Ecevit iktidarları döneminde aynı kararlılıkla sürdürülmüştü. Milli Görüş’ün “AB bir ekonomik birlik değil, siyasi ve kültür birliğidir. AB’den ancak eşcinsellik gelir. AB’nin sapkın yaşam biçimini bırakın, İslam Birliği’ni kurup lider olun!” uyarılarını ise ne sağ ve sol iktidarlar, ne de “Biz de Eski Milli Görüşçüyüz” diyen Muhafazakar Demokrat iktidarlar dinledi. Bugün LGB ankara travestileri ’lerin haklarını savunma seminerine katılım için Meclis’te oylama yapılması ise “AB Hedefinin” Müslüman Türk toplumunu getirmek istediği noktayı ortaya koyuyor. AB aslında ekonomik, siyasi ve kültürel olarak temelini tahrif edilmiş Hıristiyanlıktan ve bugün Batılı toplumları içten içe çürüten, aile kurumunu ve nesli yok edin modern sapkın yaşam biçimine sahip toplumların bir birliği haline gelmiş bulunuyor. Ekonomik ve siyasi olarak da dünya üzerinde fazla bir etkinliğe sahip bulunmuyor. Buna karşın, Türkiye’nin AB Hedefi, Avrupa Birliği Bakanlığı çalışmaları hız kesmeden devam ediyor

trans_

Travesti , yeni kimliğiyle herkese merhaba diyebilmek

Travesti , yeni kimliğiyle herkese merhaba diyebilmek

Bir insan travesti ise  iki kere doğar. Kimisi bedensel geçiş ameliyatını olunca doğar, kimisi en sevdiklerine, en değer verdiklerine açıldığı gün doğar. Bugün de bir doğum gerçekleşti. 11 Kasım 2014’te Berrin doğdu. Daha doğrusu çok değer verdiği annesine açılımı yaptı. Bir anlamda açılacağı günü beklediği doğum sancıları bitti. Şu anda hayata gerçek kimliğiyle merhaba demenin huzurunu yaşıyor. Tek sıkıntısı, bu süreçte annesinin üzüntüden yaşayabileceği sağlık problemleri. Ama sevinçli de; çünkü trans olmanın meşakkatli yolunda beraber yürüyecekler artık. Üzerinde olan açılma baskısı olmayacak artık. Çünkü içinde biriken irin patladı, boşaldı ve rahatladı. Sadece ilerlemesi gereken bir yol var artık önünde. Mutlaka engeller çıkacak ama onun da beynindeki en büyük engel kalkmış oldu annesine açılınca. travesti  olmanın özgüveniyle atlatacak bedensel geçiş sürecini. Çünkü bedensel geçişinin önünde bir engeldi istanbul travestileri açılamaması. Şimdi engelsiz bir süreç var sayılır. Çevresine açılımına da çok değer verdiği annesi olarak bir destek var. Tek başına anlatmak durumunda kalmayacak halini. İki kişi ile ikna etmek daha kolay olacaktır çevresini. Yanına 3. bir kişiyi, 4. bir kişiyi… çekince zaten çevresinin kabul etmesi de kolaylaşacaktır.
Açılma süreci kazasız belasız olduğu için kolay oldu zannedilebilir ama bir miktar bir kargaşa yaşar insan elbet kafasının içinde. Hem toplumun en öteki hallerinden birini açıklıyorsun, hem de açıldığın zaman sevdiğini üzmek istemiyorsun. Çünkü ebeveynlerin hayalleri yıkılıyor bu süreçte. Yıkılmaması gerekir ama heteroseksist bir toplumda bunu anlatamazsın kimseye. Bırakın hayallerinin yıkılmasını yıllardan sonra yeni bir kimliğe alışmak ne kadar kolay olabilir ebeveynler için? Ve Berrin’in annesi, Berrin’in feminen hallerine rağmen, transseksüel olabileceğini hiç tahmin etmiyormuş. Ama anneler çocuklarına öteki olma halini konduramazlar ki.
Bir şeylerin yoluna girmesi için zaman ihtiyaç var. UMUTLARIN, HETEROSEKSİST UMUTLARIN YIKILMASI İÇİN, çocukların yeni kimliklerinin kabulü için zamana ihtiyaç var. Aslında değişen ankara travestileri hiçbir şey yok. O, gene aynı o. Sadece açılımını yaptı ve sadece annesinin bakış açısı değişmek zorunda kalacak. Oğlum dediği kişiye kızım diyecek. Zaman içinde çocuğunun aynı çocuk olduğunu o da görecek. Hatta gerçek çocuğunu görecek ve çocuğunun çok daha mutlu olduğunu görecek.
Bu çok zor olmalı biliyorum ama çok zor olmaması gerekiyor. Her şey rayına oturmuş olacak. Trans bireylerin sevilmek istediği şekilde sevilme hakkı kadar doğal ne olabilir? Hep çevreyi, hep aileyi düşünmekten hiç çocukları düşünmediğimizin farkında mısınız? Hep çocukların, ailelerinin hayatlarını, hayallerini yaşamak zorunda kalmalarının ne kadar zor olabileceğini hiç düşündünüz mü? Siz kadınken erkek gibi veya erkekken kadın gibi yaşayabilir misiniz? travesti resimleri  de kimsenin bunu yaşatmaya hakkı yok işte.
Zor olsa da annesi ona kızım diyecek artık. Heyecanla sosyal medya sayfasını hemen yeni kimliğiyle açtı, arkadaşlarına travesti haberleri  verdi. Artık daha cesur, daha özgür, daha bir kendisi. Ezilmeyecek, büzülmeyecek, saklanmayacak, utanmayacak, “SANA NE” diyebilecek hesap soranlara. Sevdiklerimizi üzmek dışında kimseye verilecek hesabımız yok çünkü.
Planda vardı annesine açılma durumu. Açılıncaya kadar bir huzursuzluk vardı ve daralmalar bitti. Annesiyle birlikte yürümesinin heyecanı var şimdi onda. Zaten ne kadar gecikseydi, o kadar kendisi için zor olacaktı ve iyileşme sürecine hiç girilemeyecekti. Şimdi içinde annesini üzmek adına bir acı var ama yaralanmadan sonra iyileşme sürecine girilir. Açılmasaydı içinde durmadan büyüyen bir habis olacaktı. Çünkü annesi için kendinden bile vazgeçmeyi düşünüyordu. Şimdi birlikteler ve daha güçlüler. Çünkü annesi de eğer travestiler  dışında yapılacak bir şey yoksa kabul edeceğinin sözünü vermiş.
İnanıyorum ki çevredeki mutlu trans örnekleri ve bilinçli uzmanların sağlıklı açıklamaları, ebeveynlerin heteroseksist umutlarını bitirecek ve çocuklarını gerçek kimlikleriyle kabul etmelerini ve sevmelerini kolaylaştıracaktır. Alıntıdır..

escinsel-dugune-kiyafet-barikati-4972849

Travesti eşcinsel düğününde kıyafet protestosu

Rusya’da eşcinsellerin yasalardaki açıkları kullanmasını önlemek için nikâh törenlerinde çiftlere gelinlik ve damatlık giymek zorunlu hale getirilecek.
Rusya genelinde eşcinsel evlilik yasak. Ancak geçen hafta St. Petersburg’da iki gelinlikli nikah töreni kıyıldı. Erkek olarak dünyaya gelen ama cinsiyet değiştirme ameliyatı olmaya karar vererek hormon tedavisine başlayan İrina Şumilova, travesti lezbiyen sevgilisi Alyona Fursova ile evlenebilmek için erkek kimlik kartını kullanarak evlenme dairesine başvurdu. Yetkililer de başvuruda hiç bir sakınca görmeyerek nikah tarihi verdi. travesti istanbul

Açıktan faydalandılar
Ancak 7 Kasım’da düğün tarihi geldiğinde çift kent belediyesine ait salona iki gelinlik giyerek geldi. İki gelinle karşılaşan yetkililer şoka girse de yasalarda hiçbir düzenleyici madde bulunmadığı için çift resmen evlenmiş sayıldı. Yasalardaki açıktan faydalanarak evlenen çift bir haftadır yaşamlarını sürdürürken St.Petersburg şehir meclisi evliliği geçersiz saymanın yollarını aramaya başladı. travesti haberleri

Rusya’yı kapsayacak
En parlak öneri Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in lideri olduğu Birleşik Rusya partisi milletvekili Vitali Milonov’dan geldi. Milanov’un hazırladığı yasa tasarısında Rus kültürü ve etik değerler açısından resmi nikahlarda gelinlik ve damatlık zorunlu olacak.
Milonov yasa tasarısını hazırlama kararını, travesti cinsiyet değiştirme ameliyatı ile kadın olmaya hazırlanan Şumilova’nın, yasal boşluklardan faydalanarak lezbiyen sevgilisiyle evlenmesinin ardından aldı.
Rusmi nikahlarda kıyafet zorunluluğunun bu gibi durumları engelleyeceğini düşünen Milonov, bazen insanların nikahlarına ‘ayı’ kostümüyle bile geldiğini söyledi.
Kent meclisi, Milonov’un hazırladığı yasa tasarısını hemen onayladı. Tasarı şimdi yasalaşması için Duma’ya gönderilecek. travesti blog